Televizyonlarda “Üç Harfli” Sansür

Sabah sabah, eğer denk düşersem bazen atv’de Müge Anlı’nın “Tatlı Sert”ini ya da Kanal D’de Pakize Suda’nın “Konuşa Konuşa”sını seyrediyorum. Bugün de öyle yaptım. Müge Anlı’nın programında yine bir medyum (!) çıkarmışlardı. Neymiş efendim, “üç harfliler” yardım ediyormuş ona, falan filan. Böyle medyum olunuyormuş meğer. Neyse, bu şirin ayrıntı başka bir yazı konusu olabilir gerçi ama fazla uzatmadan, sabah mahmurluğuyla kafayı bugün “üç harfliler” terimine taktım. Yok, mümkün değil atamıyorum kafamdan.

Cin demek Yassah!

Cin demek Yassah!

Yıllardan beri biz utanmadan, çekinmeden “cin” derdik. Ama ne olduysa birden bire (sadece bu programda da değil, birkaç kere daha rastladım bu terime) cin gitti, üç harfliler geldi. Bütün üç harfli kelimeler töhmet altında kaldı :)…

Şimdi çok da yabancı olduğumuz bir durum değil aslında. Halkımız böyle cinlerle, perilerle fazla içli dışlı olduklarından ve ”cin” adını zikrederlerse, cinlerin etraflarında toplanacağına inandığından, zekice bir çare bulmuş ve cin diyecekleri yerde “üç harfliler” der ve bu ürkünç durumu, şeytan kulağına kurşun, kendilerinden uzak tutarlar (yani?!). Doğrudur, değildir onu da burada tartışmak istemiyorum aslında. Benim takıntım bu tamlamanın televizyon kanallarında neden bu kadar popüler olduğu, özellikle de son dönemlerde!

Veee nihayet, bugün işin sırrı çözüldü! Meğer RTÜK televizyonlarda “cin” kelimesinin kullanılmasını yasaklamış!!! Vallahi cinlerim tepeme çıktı bunu duyunca :)… E, ne kullaacakmışız o zaman? “Üç harfliler”… Hmmm…

Bu yazı biraz arkadaşımın sansür yazılarına (1) (2) destek gibi olmuş oldu. Ama iyi oldu. bu yasakçı zihniyetin bizi nerelere sürükleyeceğini ne zaman görecek acaba yetkililer? Ben şahsım adına “üç harfliler” demeyi reddediyorum. Bizim oralarda cin’e cin derler!!!

Foton Kuşağı geldi, geliyor…

Foton kuşağı ile ilgili sağdan soldan duyduğum, okuduğum birkaç parça bilgim vardı. Ancak bana gelen bu emailde yazanlar herşeyi çok daha iyi özetlemiş görünüyor. Okuyacağınız yazı KIRAEL-BÜYÜK DEĞİŞİM-(Akaşa yayınları) Kitabından alıntıdır.

“Zaman ölçülmeye ve kaydedilmeye başlamadan çok önce, sizin deyiminizle “Uzayın Derinliklerinde” “Foton Enerjisi” olarak bilinen bir Enerji Kaynağı Dünya Gezegeniyle buluşmak üzere uzun yolculuğuna başladı. Foton Enerjisi binlerce yıldır Galaktik Kardeşlik tarafından gözlemlenmiş ve Melekler Alemi tarafından denetlenmiş olsada, bu Enerji alanının gerçek büyüklüğü ve doğası İnsanlar tarafından kolayca ölçülemez.Sonuç olarak, Yüksek Güçler bu Enerji’yi Dünya Enerjisiyle bağdaşacak biçimde uyumlayacaklardır.Bu Enerji uyumlanışı büyük Değişimlerde, artık kendi mevcut Enerjisi ile iş göremeyecek olan bir Sisteme Enerji getirmek için kullanılmıştır…….. “

Foton Kuşağı - Temsili Resim
Foton Kuşağı – Temsili Resim

Foton Enerjisi Işıktır,

Şimdi size, yaklaşmakta olan ve “Üç Günlük Karanlık” denen fenomeni tanıtacağım.Bu terim biraz korku uyandırabilir.Ancak, dostlarım, bu gerçek eylemin başladığı yerdir.Biz karanlıktan söz etsek de, Foton Enerjisi’nin aslında ışık olduğunu bilin.Evet, o, Işık Varlıkların özü olan gerçek ışıktır.
Karanlık, Dünya’nın Foton Enerjisine girişinin bir sonucu olarak meydana gelecektir.Foton Enerjisi Kuşağının dış kenarları son derece yoğundur ve bu özgün enerji kalıbının şeklini belirler.Dolayısıyla Dünyanın Foton Kuşağından geçip Foton Enerjisinin ışığına girmesi yaklaşık üç gün alacaktır.
Ben “karanlık” derken, bununla normal bir gece karanlığını kastetmiyorum.Bu karanlık İnsanlık tarafından deneyimlenmiş olan hiçbir şeye benzemez.O hissedilebilecek kadar yoğundur.Siz elinizi gözlerinizin bir karış ilerisinde tutabilir ve onu göremeyebilirsiniz.Bu karanlıkla birlikte hayal edilemez bir soğuk ve boş bir mevcudiyet gelip Dünyaya nüfuz edecektir.Tüm bunların nedeni, Dünyanın, Foton Kuşağına girdiğinde güneş enerjisinden neredeyse tamamen yoksun kalmasıdır.

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz

My WP Logo Fun entries

Well actually I’m trying out the new image viewer :)